Suda doğum ağrıyı azaltıyor.

  • IMG_1121
  • IMG_1122
  • IMG_1123
  • IMG_1124
  • IMG_1125
  • IMG_1126

 

 

Suda doğum artık rutin bir uygulamamız oldu. Doğumun açılma döneminde suya giren kadınlarda müthiş bir rahatlama oluyor. İster bebeğini suya doğursun, isterse açılma döneminde havuzu kullanıp doğumu dışarda yapsın doğum havuzu her iki aşama için de kadınlara her hastanede sunulmalıdır. Doğum havuzu bu açıdan doğum odası için temel ihtiyaçlardan biri haline gelecektir. Suda doğum artık rahat bir doğumun yeni adıdır.

Sıcak suyun rahatlatıcı ve gevşetici etkisini bilmeyen yoktur. Sıcak su dolu bir küvete veya kaplıcaya girdiğiniz o ilk anı hatırlasanıza. İşte doğum havuzuna girmek annelerde de aynı etkiyi yapıyor. Sıcak su oksitosin, endorfin ve vazopressin seviyelerini artırıyor.(Odent 1998) Eğer kadın kendini güvende hissediyorsa havuz doğumu bir şekilde durdurma potansiyeli olan kotekolamin (adrenalin, noradrenalin) seviyelerini de hem fizyolojik hem de psikolojik anlamda düşürüyor.
Sıcak su aynı zamanda tüm tendonlarda ve kaslarda bir gevşeme etkisi yaratıyor. Bu gevşeme pelvis mobilitesini arttırıyor, simetriyi sağlıyor, olası kaslara bağlı distosileri önlüyor.
Yine su kaldırma kuvveti sayesinde annedeki ağıtlık hissini azaltıyor. Yer çekimi ortadan kalkınca anne mobilitesi artıyor ve istediği gibi hareket şansına kavuşuyor. Mahremiyeti sağlanmışsa ve güveni tamsa istediği pozisyonları kendi belirliyor.
Anne suya girdikten sonra genellikle bir rahatlama nefesi aldıktan sonra hemen kendine odaklanıyor. Sakinleşiyor, gevşiyor, kendi mahremiyetine daha çok kavuşuyor. Bu bir çeşit tam içe dönüş. Bazen bir çeşit regresyon. Birden doğumun tüm gerçekliği değişiyor. Bildiği herşeyi unutuyor. Bu sırada odanın loş olmasına, aşırı giren çıkan olmamasına, gereksiz konuşmalar yapılmamasına özen göstermek gerekiyor. Çünkü tüm bunların ihlali korteksi uyararak oksitosin seviyelerini düşürebiliyor.
Su bir çeşit dışarıya karşı bir bariyer oluşturuyor. Anne kontrolü daha iyi hissetmeye başlıyor. Bedenindeki değişimleri, pelvisteki açılmaları, rahim ağzındaki değişimleri ve bebeğin otynamalarını çok derinden hissediyor. Eğer öncesinde doğum psikoloğu ile bu ana yönelik çalışmalar yapılmışsa, içe dönme ve içerdekileri hissetme duygusu çok daha kolay ve derin yaşanıyor.
Bu aşamada çevresindeki destekçilerin ve sağlık profesyonellerinin aşırı müdahalesi ve ona ne yapacağını söylemesi çok gereksiz hale geliyor. Anneyi sessizce izlemek, gerekirse bazı rahat edeceği pozisyonlara beden dili ve göz kontağı ile yönlendirmek annenin içe dönüşünü destekliyor.
Anne eğer havuzda uygun bir pozisyonda kulaklarını da suyun içine sokarsa tam bir mahremiyet ve içe dönüş ortamını yakalayabiliyor. Hormonların da etkisi ile tam bir doğumistana gidişi yakalayabiliyor. Bunu onun mimimksiz bakışlarından anlayabiliyorsunuz. Tüm bunların olabilmesi için annenin hem doğum konusundaki eğitimlerle doğuma, bedenine ve bebeğine güveninin desteklenmiş olması hem de etrafında tanıdığı ve güvvendiği kişilerin olduğunu bilmesi gerekiyor.

You may also like...